Eric Schmidt ve Fei-Fei Li katıldıkları bir programda (FII9-Sudi Arabistan) yapay zekânın etik boyutları, eğitimdeki dönüştürücü etkisi ve insanlığa etkileri üzerine bir konuşma gerçekleştirmişler, özeti ile sizlerle paylaşmak istedik;
Eric, yapay genel zekâyı (AGI) “insan zekâsı düzeyine ulaşan sistemler” olarak tanımlıyor.
Süper zekâ ise *“tüm insan zekâlarının toplamını aşan zeka”*dır.
Bazı Silikon Vadisi grupları bunun 3–4 yıl içinde gerçekleşeceğini düşünürken, Schmidt bunun daha uzun süreceğini söylüyor.
Yapay zekâ gelişiminin bileşik etkilerle hızlandığını, ama gerçek süper zekâ için hâlâ “birkaç sıçrama” gerektiğini ekliyor
Fei-Fei, Alan Turing’in “düşünebilen makineler” sorusuna atıfta bulunarak zekânın özünü anlamaya çalıştığımızı söylüyor.
Bugün yapay zekânın, bazı alanlarda zaten insandan ileri olduğunu belirtiyor:
Çok dilli çeviri,
Hesaplama hızı,
Bilgi kapsamı.
Ancak şu soruları soruyor:
“AI bir Newton, Einstein ya da Picasso olabilir mi?”
Bugünkü sistemlerin yaratıcılık ve soyutlama becerilerinde henüz yetersiz olduğunu vurguluyor
Eric, 1902’deki tüm bilginin bir bilgisayara verilmesi hâlinde bile bu sistemin “rölativite teorisini” icat edemeyeceğini söylüyor.
Çünkü bugünkü modeller kendi çıkarımlarını geri besleyip geliştiremiyor.
Matematikçilerin yaptığı gibi “bir teoremden diğerine dayanan yaratıcı sıçrama” yapamıyorlar.
Bu nedenle “algoritmik bir devrim” gerektiğini, mevcut hedef-temelli sistemlerin (objective functions) yaratıcılığı sınırlandırdığını anlatıyor
Sunucu, “GPT-5 Pro IQ 148 seviyesine ulaştı” diyerek her insanın cebinde Einstein benzeri bir zekâ taşıyacağı bir dünyayı hayal ediyor.
Bu durumun kıtlığın bittiği (post-scarcity) bir toplum yaratabileceğini söylüyor.
Fei-Fei, bu noktada temkinli:
Robotik hâlâ çok geride.
İnsan benzeri el becerileri (dexterity) çok zor.
“Kıtlık sonrası toplum” vizyonunun aşırı iyimser olduğunu düşünüyor
İnsan-AI İşbirliği ve Gerçekçilik
Fei-Fei, AI’nın insanı destekleyeceğini, “insanı ikame etmekten” çok insanla birlikte üretkenliği artıracağını söylüyor.
“İnsanın ve yapay zekânın birlikte çalışması, en verimli ve en insancıl yoldur.”
Bu ifadeyle konuşmanın ana teması şekilleniyor: İşbirliği, ikamenin önüne geçmeli
Sunucu, AI’nın 2030’a kadar 15 trilyon $ değer yaratacağını belirtiyor.
Eric Schmidt buna yanıt veriyor:
AI verimlilikten zenginlik üretir, ama bu zenginlik eşit dağılmaz.
Ağ etkileri (network effects) sayesinde kazanan birkaç ülke ve şirket olur.
Örneğin Suudi Arabistan’da petrol dağıtımı gibi alanlarda %10–20 verimlilik artışı bile devasa fark yaratabilir.
Fei-Fei, AI’nın bilgiye erişimi demokratikleştireceğini kabul ediyor ancak paylaşılan refahın (shared prosperity) politik ve toplumsal düzenlemelerle sağlanabileceğini vurguluyor
Eric’e göre:
ABD, sermaye piyasaları ve TSMC gibi çip tedarikiyle liderdir.
Çin ikinci sırada.
Suudi Arabistan ve BAE, doğru biçimde ABD ile ortaklık yapıyor.
Fei-Fei, her ülkenin insan sermayesine, teknolojiye ve iş ekosistemine yatırım yapması gerektiğini, aksi takdirde “makro ölçekte hata” yapılacağını belirtiyor
Ayrıca her ülkenin kendi veri merkezini kuramayacağını, küçük ülkelerin bölgesel işbirliği yapmasının daha mantıklı olduğunu söylüyor
Eric, Avrupa’nın yüksek enerji maliyetleri nedeniyle geri kalacağını, Afrika’nın da altyapı eksikliği yüzünden büyük risk taşıdığını ekliyor
Sunucu, AI’nın matematik, fizik, kimya ve biyolojide her problemi çözebileceği bir döneme 5 yıl içinde girileceğini iddia ediyor.
Eric, teknik olarak bunun mümkün olabileceğini; çünkü bu alanların ölçeklenebilir (scale-free) olduğunu söylüyor.
Fei-Fei ise karşı çıkarak, insanlığın sürekli yeni sorular yaratma yeteneğine sahip olduğunu hatırlatıyor.
“Bilimin özü doğru soruyu sormaktır.”
Dolayısıyla “her şeyi çözmek” yerine “yeni problemler yaratmak” insanlığın devam edeceğini söylüyor
Fei-Fei Li, CEO’su olduğu World Labs’ın “Large World Models” geliştirdiğini anlatıyor:
Bu modeller, insanların 3D uzamsal zekâsını taklit ediyor.
“Sanal evrenlerde” düşünebilen ve etkileşebilen yapılar geliştiriyor.
Gelecekte tıp, eğitim, iletişim ve eğlence sanal-fiziksel hibrit dünyalarda gerçekleşecek.
“İnsanlık büyük dünya modelleriyle sonsuz evrenlere adım atıyor.”
Sunucu, “Süper zekâ insanın son icadı olabilir” diyor.
Eric Schmidt yanıtlıyor:
Robotlar bizi her alanda geçse de insanlar insan rekabetini izlemeyi sürdürecek.
“Formula 1’de kim otomatik araba izlemek ister?”
Geleceğin kazananı, insan sezgisi + yapay zekâ gücü kombinasyonu olacak.
Fei-Fei ise konuşmayı şu güçlü vurguyla kapatıyor:
“İnsan onuru ve insan ajansı merkezde kalmalı.
Her teknoloji, iş veya politika kararı insanın iyiliğini temel almalı.”
Bu sohbet, teknolojinin yalnızca bilişsel değil etik, ekonomik ve insani boyutlarını da tartışan nadir örneklerden biri olarak öne çıkıyor.

